25 Mayıs 2012 Cuma

çukura düşmek yasakmış..

ben de diyordum bir çukur bulsam da içine düşsem :)
ne kadar yaratıcı kişiler var ya:)

17 Mayıs 2012 Perşembe

fenerbahçemin kupası ve mhp arasındaki bağlantı :)))



Fenerbahçe bu kupayı 30 yıldır alamıyordu 
Bursa da 26 yıldır. 
30+26=56. 
Biz 2012 yılındayız 

2 ve 0'ı atalım kaldı mı 12. 
56-12 = 44, 

maç kaç kaç bitti 4-0, 
44'ten 4'ü çıkarırsak kaç kalır, 40 
ve mhp'nin 40. yıl dönümü kutlu olsun.:)))

bahçeli hesabı :))) güldüm kii :)

gecenin yıldızı kesinlikle alex!!! tek geçerim.kendine tekrar hayran bıraktı ayağına sağlık alexxxx....
nedense çamur atmaya devam ediliyor.ya arkadaşım bi kere de tebrik edinn:))







15 Mayıs 2012 Salı

istanbulu suya kavuşturan mimar sinan susuz öldü!!!!





her yaptığı eserlerin ince hesaplarına özelliklerine hayranlıklar duyarım koca mimar sinanın.gidip gördüklerim de oldu sadece okumakla fotoğraflarına bakarak hayran kaldıklarım da... kim kalmaz ki o kadar çok eser vermiş ki saymakla bitmez..
bu akşam onun hayatıyla ilgili kısa bir video izledim tabi sonuç üzücüydü.istanbulu suya doyuran susuzluğun önüne bend olan mimar sinan 99 100 yaşlarında ölüm  yatağındayken elindeki mendille ağzını kapatıyordu su bulamıyordu dudaklarını ıslatmaya doğru düzgün.videoyu bulursam paylaşacağım ama şimdilik hikayeyi alıntı olduğu kadarıyla paylaşıyorum...




İstanbul’u fethederek Peygamber (sav) iltifatına erişen Sultan Mehmed Han , dünyanın en güzel şehrini başkent yapınca şehir kısa sürede göç alarak büyüdü . 
Kanuni zamanında bir at yükü suya çok miktarda akçe ödenmeye başlayınca halkınsıkıntısı arttı. Nüfusun çoğalmasıyla su sıkıntısı da başladı . 
Padişah , Mimarbaşı Sinan Ağa’yı çağırarak sordu :
- Mimarbaşı , İstanbul’a su getirmek mümkün müdür ? 
- Mümkündür Sultan’ım ama ağır bir hesap getirir . 
- Nedir o hesap ? 
- Sultanım altın dolu keseleri uç uca dizmek şartıyla İstanbul’a su gelir . 
- Mimarbaşı , eğer bu iş olacaksa ben keseleri yan yana dizerim . 
Mimar Sinan hemen işe başladı . İlk önce Çekmece’den Beşiktaş’a kadar İstanbul’un çevresindeki dere,tepe ve su kaynaklarını tespit ederek geniş bir arazi incelemesi yaptı . Plan ve projelerini hazırlayıp kazmalar vuruldu . 
Koca Mimar’ın , bentler , kanallar ve künklerle tepeler aşırıp getirdiği su , şehir meydanlarındaki çeşmelerden şırıl şırıl akmaya başladı . 
Çeşme sayısı kırka ulaşınca bu suya “ Kırk Çeşme Suları “ adı verildi . Pahalı bir maliyetle gelen suların borulardan boş yere akması istenmeyince tarihte ilk defa çeşme borularına “lüle” denilen musluklar takıldı . 
Bu konuda bir de Padişah Fermanı yayınlandı : “ İstanbul meydanlarındaki umumi çeşmeler halkın malıdır . Hiç kimse bu çeşmelerden gizlice ,yer altından evine su bağlatmayacaktır . “ 
Kanuni Sultan Süleyman sadece Mimar Sinan’a bir lütufta bulunarak der ki : “ Sen halkı suya kavuşturdun .Evine özel olarak bir lüle su alabilirsin “ 
Yıllar geçti , padişahlar değişti . Koca Sinan yaşlandı. Dostları yoldaşları dünyayı terk eyleydi . Köşe başlarını , koltukları başka insanlar tutar oldu . 
99 Yaşına gelen Koca Mimar Sinan Ağa’nın bir gün kapısı çalındı :
-Ben sarayın postacısıyım . Sizi Divan’a çağırıyorlar . 
Sinan Ağa yorgun argın Divan’a ulaştı. 
Vezir’lerden biri :
- Sinan Ağa ! Hakkında şikayet var . Padişah fermanına muhalif olarak senin evinde lüle bulunduğu bildirildi . 
Mimar Sinan doğruladı :
- İstanbul’a su getirince bana bu meselede hususi ruhsat verilmişti . 
- Peki ,getir bakalım şu izni bir görelim …
- Ben o zaman Padişah’ımızdan ferman istemekte hicab etmiştim (utanmıştım ) 
Divan’da uzun tartışmalar oldu . “ Bu Al –i Osman’a hizmet eden sadece Sinan mı ? “ diyen muhalifler ağır basınca Sinan Ağa’nın evindeki suyun kesilmesine karar verildi . 
Mimar Sinan evine döndüğünde üzgündü ama bir tesellisi vardı ; yaptığı işleri Allah’ın rızası için yapmıştı . Hizmetlerinin karşılığını Rabbinden bekliyordu . Dünyadaki kusurlarının öbür tarafa gitmesine razı değildi . 
“ Bir kavme su dağıtan , onların hepsinden sonra su içecektir “ Hadis-i Şerif’ini hatırlayınca teselli buldu . 
Yüz yaşına girerken hastalanarak yatağa düştü . Ateşler içindeydi . Komşuları , bezi ıslatmak için lüleyi çevirdiklerinde suyun akmadığın hayretle gördüler . 
İstanbul’u suya kavuşturan Koca Sinan’ın evinde bir damla su yoktu . 



ve malesef.. 
tarihin her döneminde tanık olmuşuz insana hak ettiği değeri vermeyenlere...

Alışveriş çılgını kadınları anlasamm...


evet standart olan tip budur.söz konusu alışveriş olunca son anda erkek olacakken kıza mı döndüm ben ya acaba diyorum.sevmiyorum öyle gidip a dan z ye magaza gezmeyi almayacagım şeylere bakmayı.bazen oluyor bır kıyafet aldıgı halde aynısına başka yerde bakıyor x şahıs daha sonra aa burdan alsaydım keşke falan dıyor.aldıysan aldın ne gerek var bı daha bakmaya.zaten o kabınin önündeki adamcağızlara acıyıorum garipler ya kız arkadasını bekler ya eşini ya dostunu hele bir de çocuk varsa bi de onunla ilgilenmeye çalışır.hatun dünya turundadır tabi o süre içinde artık karşı cinsle ilişki yerlerdedir.
en son yakınımın düğünü vardı 3 5 elbiseden sonra pes ettim ne giymek istiyorum ne de çıkarmak.
belki de kıskanıyorum eli kolu dolu kadınları bıkmadan usundanmadan giyinip çıkar üst baş değiştirenleri hiçbir zaman öyle olamayacağımdan mıdır nedir kii..
çok güzel haraketlerde epeyce dalga geçilmişti bu konuda :) ee geçilmeyecek gibi de değil ki.normal olanların abartı boyutunu çoktaan geçmiş olanlar da var.onların yakın çevrelerine şimdiden geçmiş olsun. ne var ne yok alanlar var olsun kilo verince giyerim:) olsun kilo alınca giyerim bütün evrimlerini düşünerek alıyor mübarekler
bir kadın bir erkekte de gündeme gelmişti:) ofsaytı anlatıyor anlataıyorrr kadınlar da analamz diye genelleme vardır.tabi o da ona uygun halde anlamıyor.en sonunda alışverişi işin içine katınca demet evgar anındaaa anlıyor olayı...




 ve şu da gerçek kiii ofsaytı bilen kadından da korkun derler.... ;)